http://www.bursahakimiyet.com.tr/in.php?is=haber&sec=makale&im=17216&id=50402
ERDAL ÖZDUR
09.12.2007
8 Aralık 2007 Cumartesi
'YARIM KALMIŞ HİKAYELER'DEN VE SUSTU ŞEHİR'E - ERDAL ÖZDUR (BURSA HAKİMİYET)
27 Kasım 2007 Salı
EDEBİYATA 'CEMRE' DÜŞTÜ - CANAN GÜLEÇ
EDEBİYATA ‘CEMRE’ DÜŞTÜRöportaj – Canan GÜLEÇ
Çocukluğunda yazıyla tanışan, küçük kağıtlar üzerine içinden geçen sözcükleri mısralar aracılığıyla döken Serap Yenilmez, birikimini romana dönüştürürerek “Ve Sustu Şehir” dedi. Yazarın kitabında yarattığı başkahraman Cemre, okurları etkisi altında bırakırken edebiyat dünyasında incelemeye değer kadın karakterlerden biri olacağa benziyor.
Henüz basılmış bir kitap, İstanbul Kitap Fuarı’nda okurla buluşan ve Bursa’ya 15 gün kadar önce ulaşan “Ve Sustu Şehir” bir çırpıda okumak zorunda hissettiğim bir kitaptı. Çabuk okumalıydım çünkü; kitabın yazarı Serap Yenilmez ile ilk fırsatta röportaj yapmak istiyordum. Çabuk okumalıydım çünkü; kitaptaki acılara dayanamamıştım ve bir an önce sonuca ulaşmak istedim. Şehrin suskunluğunu satırlarına taşıyan Serap Yenilmez’i Yücel Balku Öykü Atölyesi çalışmaları sırasında tanıdım. Balku’nun yaşamını kaybetmesi üzerine Hakan Akdoğan’ın eğitmenliğinde devam eden atölye sonrasında roman çalışmalarına da başladı. “Ve Sustu Şehir” atölyeden çıkan ilk roman, Akdoğan’ın sunum yazısıyla okurla buluştu.
Kitabı okurken bazen Cemre’yle aynı yürekten dünyaya bağırasım geldi, bazen Cemre’yi kıskandım hayatına sahip çıkabilmesi ile... Bazı zamanlar sayfaları çevirirken fonda Vivaldi’yi duyumsadım ve kitaba ara verdiğim sırada şehrin suskunluğunu duymaya çalıştım. Aklımda biriken ve cevap bekleyen sorularımla birlikte Serap Yenilmez’i karşıma alma zamanı gelmişti artık. Öykü Atölyesi günlerinden Kitap Evi ile bütünleştirdiğim yazarla, kitabın evinde kitabına dair sohbet ettik bir süre.
Kalabalık bir ailede büyümüş yazar, bahçeli büyük bir evin gölgesinde karalamış ilk satırlarını. “Annem, babam, büyük anne ve büyük babam, iki erkek kardeşim ve yanımızda kalan kuzenimle sekiz kişilik bir aileydik biz, şimdi geriye sadece dört kişi kaldı işte...” Böyle bir iç çekişle başlıyor Yenilmez anlatmaya. O, kendi kendini keşfetmiş ve yine kendini sınırların ardına sıkıştırmış bir yazar. Küçük kağıt parçacıklarına yazdığı şiirler devamında yarısına kadar yazdığı bir romanı yakıp yok etmiş. Üniversite eğitimi almaya başladığında mesleğinde ilerlemeyi tercih eden yazar, sadece şirket bültenlerine yazılar hazırlar olmuş bir süre sonra. Serap Yenilmez’in kalemini şekillendiren ve yazmaya doğru kararlılıkla iten, öykü atölyesi oldu belki de... Olaylara anlık dokunuşlar değil geniş açıdan bakmayı seçen yazar romanla çıkış yapmayı tercih ettiğini söyledi.
“BENİM ADIM KIRMIZI MI?”
Kitabı okuduğum sırada dikkatimi çeken bir yazınsal benzerlik vardı, ancak yazarla konuştuğumda bunun bir öykünme değil gerçekten bir benzerlik olduğunu anladım. Ele alınan olay farklı kişilerin bakış açısından yazılmış. Bu durum Orhan Pamuk’un kaleme aldığı ‘Benim Adım Kırmızı’ ile benzer bir tarzı ortaya koymuştu. Bu konudaki düşüncemi Yenilmez ile paylaştığımda hafif bir tebessümle karşıladı, “Benim Adım Kırmızı mı? Aslında Orhan Pamuk’u severek okurum. Bu kitabı yazarken Veba ve Yüz Yıllık Yalnızlık adlı kitaplardan etkilendiğimi söylemek mümkün. Kırmızı’yı ise çok yıllar önce okumuştum. Olaya benden farklı gözlerle bakabilmek için farklı anlatıcılar seçtim.”
“YA MÜCADELENİN DIŞINDAKİLER”
Kitabı okurken hep merak ettim, Cemre ne kadar Serap Yenilmez’di acaba? Yaşanılanlar gerçek miydi? Onun hayatında da yitip giden bir kardeş var mıydı? Bunların cevabını almak için soruları ardısıra yöneltmek gereksizdi zaten. “Bu yazdıklarım gerçek bir hikaye” derken yazarın gözpınarlarında biriken yaşlar gerçeği ele veriyordu. Kitapta yitirilen kardeş Toprak’ın günlüğünden verilen satırları “Toprak olmak koymuyor da yalnızlık koyuyor en çok,” sözleri, yaşanan acıların rehberi bir anlamda.
Serap Yenilmez sayfalarında siyasi bir mücadeleden bahsediyor, ancak bu siyasi mücadelenin hangi kanatta verildiğini anlatmıyor. Bu mücadele için neler yapıldığını da. Yazar, bu üstü kapalı duruma şu sözlerle açıklık getirdi: “Benim amacım siyasi bir olguyu anlatmak değildi. O mücadeleyi verenler kendi yollarında yürüyorlar ancak arkalarında kalanların durumunu anlatmak gerekiyordu. Ailelerin acısını, sorgulamalarını anlatmak istedim.”
Canan GÜLEÇ (Bursa Meydan Gazetesi Kültür&Sanat Sayfası)
27.11.2007
24 Ekim 2007 Çarşamba
" VE SUSTU ŞEHİR " 27 EKİM'DE
Serap Yenilmez umuda dokunuyor; umudun umutsuzluğa dönüştürülüşüne, çarçur edilişine, avuçlardan kayıp gidişine bakıyor, baktırıyor. Yalnızlığı, korkuyu, aşkı, dostluğu görüyor, gösteriyor. Onunla beraber giriyorsunuz bir cezaevine, onunla beraber gömüyorsunuz bir ölüyü mezarına, onunla beraber izliyorsunuz bir kenti tepeden sevgilinizle. Üstelik bazen size Camus eşlik ediyor, bazen de Marquez. Ne derse desin, anlıyorsunuz ki; temelde yazarın derdi; “büyük şehirlerdeki vebalı yaşamlar.” O, vebalıları arıyor.
Fonda Vivaldi var. Sahnede kentin vebalı yaşamları. Bir de yazarın umutsuzluğu, yalnızlığı, korkusu ve intikamı. O güçlü “dil”iyse, en büyük silahı…
Not: (kitabın tanıtım yazısından)
27 Ağustos 2007 Pazartesi
LOST
LOST
Güruhların ilgi gösterdikleri şeylere karşı bende antipati oluşur. Lost dizisi için de aynı şeyi düşünüyordum. Bir de benim gibi tezcanlı birinin yetmiş dört bölüm için televizyon karşısında oturması düşüncesi bile korkutucu geliyordu. Birkaç arkadaşımın zorlaması üzerine diziyi izlemeye başladım. Üç sezonu iki haftada tamamladım.
Evet Lost mekanı açısından tam da çağımız insanına sesleniyor. Şehir yaşantısından, kalabalığından, vurdumduymazlığından, suçundan, vukuatından, ikiyüzlülüğünden bıkan birçoğumuzun arka planda tutulmaya çalışılan ıssız ada hayali daha birinci bölümde karşımıza çıkıyor. Şehirlerdeki vahşetin boyutu artık akıl almaz bir boyut aldığı için vahşi hayat da karşımıza çıkabilecek tehlikeler daha fazla korkutucu gelmiyor.
Lost akılcı bir mekan içerisinde kurgulanmış. Kahramanların farklı kültürlerden geliyor olması olayların akışında çok renklilik yaratıyor. Her an yeni bir durumla karşılaşılması izleyicinin diziden kopmasını engelliyor. Buna rağmen çok uzun tutulan her çalışma gibi Lost’un bazı bölümleri de gereksiz kalıyor. Çok rahatlıkla çıkarılabilir durumda.
Bölümlerin içinde gereğinden fazla geriye dönüşler var. Issız bir adadan yola çıkılarak kahramanların geçmişlerine dönüşler abartılı ve can sıkıcı.
Güruhların ilgi gösterdikleri şeylere karşı bende antipati oluşur. Lost dizisi için de aynı şeyi düşünüyordum. Bir de benim gibi tezcanlı birinin yetmiş dört bölüm için televizyon karşısında oturması düşüncesi bile korkutucu geliyordu. Birkaç arkadaşımın zorlaması üzerine diziyi izlemeye başladım. Üç sezonu iki haftada tamamladım.
Evet Lost mekanı açısından tam da çağımız insanına sesleniyor. Şehir yaşantısından, kalabalığından, vurdumduymazlığından, suçundan, vukuatından, ikiyüzlülüğünden bıkan birçoğumuzun arka planda tutulmaya çalışılan ıssız ada hayali daha birinci bölümde karşımıza çıkıyor. Şehirlerdeki vahşetin boyutu artık akıl almaz bir boyut aldığı için vahşi hayat da karşımıza çıkabilecek tehlikeler daha fazla korkutucu gelmiyor.
Lost akılcı bir mekan içerisinde kurgulanmış. Kahramanların farklı kültürlerden geliyor olması olayların akışında çok renklilik yaratıyor. Her an yeni bir durumla karşılaşılması izleyicinin diziden kopmasını engelliyor. Buna rağmen çok uzun tutulan her çalışma gibi Lost’un bazı bölümleri de gereksiz kalıyor. Çok rahatlıkla çıkarılabilir durumda.
Bölümlerin içinde gereğinden fazla geriye dönüşler var. Issız bir adadan yola çıkılarak kahramanların geçmişlerine dönüşler abartılı ve can sıkıcı.
“Senaryoyu kendi bütünlüğü içinde mi değerlendirmeliyim?” diye sordum kendime. Adaya düşen herkesin geçmişte bir şekilde birbirleri ile bağlatısı var. Bir yerleşim bölgesinde uzun ya da kısa geçmişi olan herkes dolaylı şekilde birbirile bağlantılı mıdır? Kişilerin yaşamlarının bir labirent gibi birbirine çıkan yllardan oluşması şaşırtıcı gelir bana. Sidney yaklaşık 4,5 milyonluk nüfusu ile Avusturalya’nın en büyük yerleşim merkezidir. Böyle bir yerden kalkan uçaktan kurtulan kahramanların arasında bu kadar canlı bağlantılar oluşturulması kafamda senaryo için soru işareti yaratıyor. Her ne kadar eser gerçekdışı ögelerle beslenmiş olsa da kendi bütünlüğü içerisinde bile göze batar bir hal almıştır.
Dizi boyunca zaman açısından birbiri ile çelişen olaylar var. Bunun en belirgin örneği rahip Eko 815 sefer sayılı uçağın arka kısmından kurtulanlar arasındadır. Ancak kardeşi’ni daha önce bindirmiş olduğu kaçakçılık için kullanılan uçak kendi uçağından sonra adaya düşmüşmektedir.
Lost buna rağmen izlenmeye değer bir dizidir. Senaryo üzeride çalışanlar umarım eksiklikleri farkeder ve dördüncü sezonda daha dikkatli davranırlar.
Serap YENİLMEZ
27.08.2007
Dizi boyunca zaman açısından birbiri ile çelişen olaylar var. Bunun en belirgin örneği rahip Eko 815 sefer sayılı uçağın arka kısmından kurtulanlar arasındadır. Ancak kardeşi’ni daha önce bindirmiş olduğu kaçakçılık için kullanılan uçak kendi uçağından sonra adaya düşmüşmektedir.
Lost buna rağmen izlenmeye değer bir dizidir. Senaryo üzeride çalışanlar umarım eksiklikleri farkeder ve dördüncü sezonda daha dikkatli davranırlar.
Serap YENİLMEZ
27.08.2007
2 Ağustos 2007 Perşembe
HİSSELİ HARİKALAR KUMPANYASI
Bursa Açık Hava Tiyatrosu’nda bu akşam Hisseli Harikalar Kumpanyası vardı. Daha önceki yaz gösterileri gibi hınca hınç olacağını düşünmüştüm salonun. Oysa bir avuç denebilecek kadar azdık üç bin kişilik salonda.
Erol Evgin benim için çocukluğumdan beri ayrı bir yerde durur. Bu akşam da coşturdu geceyi. Türk, batı, folk… Hepsini çok güzel seslendirdi.
Oyun başarılı kadrosuyla muhteşemdi. Yazarı Haldun Dormen de oradaydı. İnsanın kendi yazdığı oyunu yıllar sonra hala yönetiyor ve izliyor olması çok güzel bir duygu olmalı.
Hisseli Harikalar Kumpanyası’nın bu akşam gösterdiği performans eskilerin kıymetini bir kere daha hatırlattı bizlere. Bu yaz izleme fırsatı bulduğum çocukluğumun sanatçıları geçen yıllara rağmen aynı tadı bıraktı bende. Fatih Erkoç, Ajda Pekkan, Enrico Macias, Erol Evgin…
Hepsi aydın kimliğiyle sahnedeydi. Düşleri, düşünleri günümüz sanat anlayışına göndermeler yüklüydü.
14 Ağustos’da Sezen Aksu sahne alacak Açık Hava Tiyatro’sunda. Yeni bir şölen bizi bekliyor.
Erol Evgin benim için çocukluğumdan beri ayrı bir yerde durur. Bu akşam da coşturdu geceyi. Türk, batı, folk… Hepsini çok güzel seslendirdi.
Oyun başarılı kadrosuyla muhteşemdi. Yazarı Haldun Dormen de oradaydı. İnsanın kendi yazdığı oyunu yıllar sonra hala yönetiyor ve izliyor olması çok güzel bir duygu olmalı.
Hisseli Harikalar Kumpanyası’nın bu akşam gösterdiği performans eskilerin kıymetini bir kere daha hatırlattı bizlere. Bu yaz izleme fırsatı bulduğum çocukluğumun sanatçıları geçen yıllara rağmen aynı tadı bıraktı bende. Fatih Erkoç, Ajda Pekkan, Enrico Macias, Erol Evgin…
Hepsi aydın kimliğiyle sahnedeydi. Düşleri, düşünleri günümüz sanat anlayışına göndermeler yüklüydü.
14 Ağustos’da Sezen Aksu sahne alacak Açık Hava Tiyatro’sunda. Yeni bir şölen bizi bekliyor.
19 Nisan 2007 Perşembe
ÇOCUĞUN ÖYKÜSÜ
Yetişkin kendini tavaf eder halini çocuğun aynasından yansıyan şekli ile görmüştü. Mevlevi gibi kollarını iki yana açıp hayatını böldüğü üç yüz altmış adımı aynı hızla geçmişti hep. Frene basmayı başaramadığı için kaçırdıkları, çocukla birlikte bir tokat gibi inmişti yüzüne. Kendi DNA’ sının yeniden varoluşu önce bir yabancılık sonra ılıman bir sevgiyle kendisini su yüzüne vurmuştu.
Bir süreçti çocuk yetişkinin adım adım geçtiği ya da yeniden büyüme aşmasında ızdıraplar, karanlıklar, depremlerle yaşatılan bir değişimdi yetişkin için. Artık bir savaş başlamıştı yetişkinin dünyasında… Meyvesini veren ağaç, mevsimlerin değişimi ile birlikte karşılaştığı zorluklara daha güçlü kol ve kanat hareketleri ile direnmek zorundaydı. Yetişkin maddesel kazanımların yanında, kendi handikaplarını yendiği yeni bir kendi için çabalayacaktı artık. Kendi etrafında aynı hızla dönerken; “Çocuk başka bir ben olabilecek mi?” sorusuyla karşı karşıya kalmıştı.
Gergin benlik akşama kadar para kazanmak için çabalayacak, bir taraftan kaçtığı birlikteliğin meyvesine sahip çıkarak ayakta durmaya çalışacaktı. Çocuk uzaklaşan benliklerin tutarsız ilişkisinden yola çıkarak ya sahiplenmeye çalışacak ya da öteki olma yolunda kanat çırpmaya başlayacaktı. Kollarını iki yana sallayarak koşuyordu işte, sonra kendi etrafında dönüyor, mümkün olduğunca göz temasından kaçıyordu tıpkı yetişkinin korktuğu, cesaret edemediği şeylerin farkında değilmiş halindeki kaçışı gibiydi. İlgilendiği ama onu mutlu etmeyen milyonlarca detayın arasında bocalıyordu çocuk, yetişkinin kendisini o duvardan bu duvara vuruşlarındaki acıyla neredeyse aynıydı varoluş biçimi.
Yetişkin içinde bulunduğu örümcek ağıdan kollarını uzatıp çocuğu korumaya çalışırken çocuğu kendi karanlığına sürüklüyordu yavaş yavaş. Kuşku, korku, telaş, şaşkınlık eski benlikte hem kendi hem yeni kendisi için yaşanıyordu artık.
Huzur çocuğun insanın içini ısıtan varlığı olarak yetişkinin halesi boyutuna geliyor, yetişkin kimse için feda etmediği kendini feda edebiliyordu. Egosu çok yükseklerde seyreden benlik için bile kural değişmiyordu. Kendisini öteki gibi gören yetişkin egosunun gerçek boyutunu, sakladığı korkularını telaşlı haliyle istemeden ele veriyor, saklanmanın yollarını arıyor, kendini cenderede hissettiği için kendi gerçeğinden kaçıyordu. Ötekiler artıyordu zamanın içerisinde…
15.02.2007
Serap YENİLMEZ
Bir süreçti çocuk yetişkinin adım adım geçtiği ya da yeniden büyüme aşmasında ızdıraplar, karanlıklar, depremlerle yaşatılan bir değişimdi yetişkin için. Artık bir savaş başlamıştı yetişkinin dünyasında… Meyvesini veren ağaç, mevsimlerin değişimi ile birlikte karşılaştığı zorluklara daha güçlü kol ve kanat hareketleri ile direnmek zorundaydı. Yetişkin maddesel kazanımların yanında, kendi handikaplarını yendiği yeni bir kendi için çabalayacaktı artık. Kendi etrafında aynı hızla dönerken; “Çocuk başka bir ben olabilecek mi?” sorusuyla karşı karşıya kalmıştı.
Gergin benlik akşama kadar para kazanmak için çabalayacak, bir taraftan kaçtığı birlikteliğin meyvesine sahip çıkarak ayakta durmaya çalışacaktı. Çocuk uzaklaşan benliklerin tutarsız ilişkisinden yola çıkarak ya sahiplenmeye çalışacak ya da öteki olma yolunda kanat çırpmaya başlayacaktı. Kollarını iki yana sallayarak koşuyordu işte, sonra kendi etrafında dönüyor, mümkün olduğunca göz temasından kaçıyordu tıpkı yetişkinin korktuğu, cesaret edemediği şeylerin farkında değilmiş halindeki kaçışı gibiydi. İlgilendiği ama onu mutlu etmeyen milyonlarca detayın arasında bocalıyordu çocuk, yetişkinin kendisini o duvardan bu duvara vuruşlarındaki acıyla neredeyse aynıydı varoluş biçimi.
Yetişkin içinde bulunduğu örümcek ağıdan kollarını uzatıp çocuğu korumaya çalışırken çocuğu kendi karanlığına sürüklüyordu yavaş yavaş. Kuşku, korku, telaş, şaşkınlık eski benlikte hem kendi hem yeni kendisi için yaşanıyordu artık.
Huzur çocuğun insanın içini ısıtan varlığı olarak yetişkinin halesi boyutuna geliyor, yetişkin kimse için feda etmediği kendini feda edebiliyordu. Egosu çok yükseklerde seyreden benlik için bile kural değişmiyordu. Kendisini öteki gibi gören yetişkin egosunun gerçek boyutunu, sakladığı korkularını telaşlı haliyle istemeden ele veriyor, saklanmanın yollarını arıyor, kendini cenderede hissettiği için kendi gerçeğinden kaçıyordu. Ötekiler artıyordu zamanın içerisinde…
15.02.2007
Serap YENİLMEZ
KALE(M)
kale(m)
kale(m)den insanlar
kale(m)den kağıttan insanlar
kale(m)den pembe kağıttan insanlar
kurşun kale(m)den pembe kağıttan insanlar
kurşun kale(m)den pembe kağıttan kambur insanlar
kurşun kale(m)den pembe kağıttan kamburu çıkmış insanlar
kurşun kale(m)den pembe kağıttan kamburu çıkmış aykırı insanlar
kurşun kale(m)den pembe kağıttan kamburu çıkmış aykırı küskün insanlar
kurşun kale(m)den, pembe kağıttan, kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
kurşun kale(m)den kaçmış, pembe kağıttan, kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
kurşun kale(m)den kaçmış, pembe kağıda sığınmış, kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
kurşun kale(m)den kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
gece kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
bir gece kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
katran bir gecede kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
katran bir gecede kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün sarı insanlar
katran bir gecede kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli insanlar
katran bir gecede kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanlar
yağmurlu katran bir gecede kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli,sıska insanlar
yağmurlu katran bir gecede kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanlar
yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanlar
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanlar
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanlar
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanları düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda yazmaya sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda yazmak için sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda yazmak için sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı düşmüş, küskün, sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda yazmak için sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı düşmüş, küsüp kapanmış, sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda yazmak için sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı düşmüş, küsüp kendini kapatmış, sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda yazmak için sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı düşmüş, küsüp kendini kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı düşmüş, küsüp kendini kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı düşmüş, küsüp kendini kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı durumlara düşmüş, küsüp kendini kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini manastıra kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini kayalıklarda manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den ulu dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini kayalıklarda taştan manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den ulu dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini orman kayalıklarında taştan manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den ulu dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini orman kayalıklarında taştan manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları hatırlayınca kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den ulu dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda sadece gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini orman kayalıklarında taştan manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları hatırlayınca kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den ulu dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda sadece gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini orman kayalıklarında gök taştan manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları hatırlayınca kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den ulu dağlara gizlice kaçmış, pembe mühürlü kağıda sadece gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini orman kayalıklarında gök taştan manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları hatırlayınca kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den ulu dağlara gizlice kaçmış, pembe mühürlü kağıda sadece gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini orman kayalıklarında gök taştan manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları hatırlayınca kaygıyla düşünüyordum sadece.
12.08.2005
Serap YENİLMEZ
kale(m)den insanlar
kale(m)den kağıttan insanlar
kale(m)den pembe kağıttan insanlar
kurşun kale(m)den pembe kağıttan insanlar
kurşun kale(m)den pembe kağıttan kambur insanlar
kurşun kale(m)den pembe kağıttan kamburu çıkmış insanlar
kurşun kale(m)den pembe kağıttan kamburu çıkmış aykırı insanlar
kurşun kale(m)den pembe kağıttan kamburu çıkmış aykırı küskün insanlar
kurşun kale(m)den, pembe kağıttan, kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
kurşun kale(m)den kaçmış, pembe kağıttan, kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
kurşun kale(m)den kaçmış, pembe kağıda sığınmış, kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
kurşun kale(m)den kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
gece kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
bir gece kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
katran bir gecede kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün insanlar
katran bir gecede kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün sarı insanlar
katran bir gecede kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli insanlar
katran bir gecede kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanlar
yağmurlu katran bir gecede kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli,sıska insanlar
yağmurlu katran bir gecede kurşun kale(m)den gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanlar
yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanlar
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanlar
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanlar
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanları düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda yazmaya sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda yazmak için sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı, küskün, sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda yazmak için sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı düşmüş, küskün, sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda yazmak için sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı düşmüş, küsüp kapanmış, sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda yazmak için sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı düşmüş, küsüp kendini kapatmış, sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda yazmak için sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı düşmüş, küsüp kendini kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorulunca kamburu çıkmış, aykırı düşmüş, küsüp kendini kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı düşmüş, küsüp kendini kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı durumlara düşmüş, küsüp kendini kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini manastıra kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini kayalıklarda manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den ulu dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini kayalıklarda taştan manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den ulu dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini orman kayalıklarında taştan manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den ulu dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini orman kayalıklarında taştan manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları hatırlayınca kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den ulu dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda sadece gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini orman kayalıklarında taştan manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları hatırlayınca kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den ulu dağlara gizlice kaçmış, pembe kağıda sadece gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini orman kayalıklarında gök taştan manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları hatırlayınca kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den ulu dağlara gizlice kaçmış, pembe mühürlü kağıda sadece gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini orman kayalıklarında gök taştan manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları hatırlayınca kaygıyla düşünüyordum.
sağanak yağmurlu katran bir gecede kurşun kapılı esrarlı kale(m)den ulu dağlara gizlice kaçmış, pembe mühürlü kağıda sadece gerçeği yazmak için sığınmış, hayattan yorgun düşünce kamburu çıkmış, aykırı bir duruma düşmüş, küsüp kendini orman kayalıklarında gök taştan manastırlara kapatmış, solgun sarı benizli, sıska insanları hatırlayınca kaygıyla düşünüyordum sadece.
12.08.2005
Serap YENİLMEZ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
